Ateş Hatinoğlu' nun Klavyesinden
Bizim Karadeniz’de taziye evlerinde anlatılan hikayeleri derleyip toplasanız 12 cilt ansiklopedi olur. Taziye evlerinde Anadolu’da yas olur , sessizlik olur ; bizdeyse eskilerin komik hikayeleri , merhumun komik anıları anlatılır kavurma-pilav-ayran-baklava eşliğinde , avluda çamaşır makinesi kazanında yakılmış ateşin başında kahkahalar havada uçuşur. Bizim aile cenazelerinin efsanesi rahmetli Tamer Şahin abimdi ; Allah rahmet eylesin.
Son olarak İslampaşa mahallesinde çok değerli bir büyüğümüzün taziyesinde mahallenin büyüklerinden , ağabeylerimizden çok enteresan hatıralar dinledim. Eski İslampaşa’ın yerinde yeller esiyor. Harem duvarı içinde ki eski Rize evlerinin , portakal - mandalina bahçelerinin yerini apartmanlar aldı. Eş dost akraba tanıdık simaların yerini yabancı yüzler kapladı. Herkesin güven huzur ve mutluluk içinde yaşadığı güzelim mahallenin tenhalarında torbacılar - müptezeller peydahlandı.Mahallenin büyükleri eski günlerini yadedip hüzünleniyorlar.
Bir büyüğümüzden naklen anlatıyorum ; 12 Eylül ihtilalinin hemen sonrası ; mahallenin en uçarı , şakacı gençlerinden bir abimiz eski bir av tüfeğinin namlusunu ortadan kesmiş , altına tenekeden yaptığı tamburu kaynaklayıp makineli tüfek süsü vermiş. Maske takıp gece kahveden çıkıp eve gidenlerden özellikle mahallenin bitirimlerinin önünü kesiyor ; tamburalıyı dayayıp yere yatırıyor , şinaf çektirip süründürüyor. Hatta aynı şekilde yatırdığı bir apabeyimiz ; kahvede “senin belinde tabancan var çekip vursaydın ya” diyenlere ; “he ben tabancayı çekeyimde bir mermi atana kadar tamburalıyla yüz tane atıp tarasın beni” demiş. Böylece İslampaşa mahallesinde tamburalı terörist efsanesi bütün şehre yayılmış.
Bu sırada Emniyet’e İstanbul’dan sürgün gelmiş bir komiser şehirde sağcı - solcu militan avına çıkmış. 12 Eylül sonrası aranan çok isim var muhakkak ki. Halkın Komiser Kolombo adını taktığı komiseri İl Emniyet Müdürü İslampaşa’da ki tamburalı teröristi yakalamakla görevlendirmiş. Komiser Kolombo o günden sonra mesaisini İslampaşa’ya ayırmış , geceleri mahallede dolaşıp duruyor. Çaykur Paketleme Fabrikasından gece vardiyası dağılmış , o zaman her şey elle yapıldığından bir vardiyada 400-500 işçi var. Bu 400 işçi bir anda fabrikadan çıkmış , o zamanlar serviste yok , işçiler mahalleye doğru yürüyor. En önde o zamanın mahalle muhtarı büyüğümüz Paketleme’nin atölyesinde çocukları için uçurtma yaptırmış yürüyor. Her uçurtmada olduğu gibi bu uçurtmanında ortasında kocaman kırmızı bir yıldız var. Yeni gelmiş , fabrika , vardiya bilmeyen bizim Komiser Kolombo bir anda karşısında önde kızıl bayrak taşıyıp yürüyüş yapan yüzlerce komünist görmenin şokuyla telsizin mandalına basıp bizim işçileri yasadışı yürüyüş yapan teröristler diye anons edip destek istiyor. Cengaver ya tabancasını çektiği gibi en önde kızıl bayrak taşıyan muhtarın kafasına dayıyor. Mahalleli ve işçiler tanımadıkları , polisim diyen adama itibar etmeyip eşşek sudan gelinceye kadar Kolombo’yu dövecekken Allah’tan İslampaşa Karakolundan polisler yetişip komiseri kurtarıyorlar. Böylece adamcağızın Rize macerası da uzun sürmüyor tekrar Anadolu’nun ücra bir köşesine sürülüyor.