DENİZ KENARINDAKİ EVDE OTURURDUK
Dalga balkonun dibine vururdu. Balkonun dip tarafı çakıl taşlıklı sahildi. Reşadiye camisinin ön tarafı tamamen tarım ay şeklinde kumlu sahildi.
Reşadiye mahallesine oturanlar ekseriyette balıkçılıkla uğraşırdılar. Kayıklarda sahillerde çok vardı.
Üç katlı tahta evde uzun sene kaldık. Önümüzde düz bir bahçe vardı. Bizden büyük o zamanki abiler orada futbol oynardılar. Daha sonraları bizlerde orada top oynamaya başladık. Bana gelince o yaşlarda forvet oynamaya çalışırdık. Bahçede kuyu vardı ama oda boştu. O evde su ve elektrik yoktu. Ara sıra gaz lambasının camını çıkartıp siler ve parlatırdı. Aynı şekilde aydınlatma yapardı rahmetli annem. Gaz yağı o dönemlerde pompacılarda satılırdı. Bugünkü İstasyonlarda satılan akaryakıt gibi pompalar vardı.
Zira gaz yağından yandığı için çamları tez sis olurdu. Suyumu? Derenin kenarında tamirhane vardı. Oradan güğümlerle su taşırdık.
Gaz ocağından sonra teneke soba aldık. O zamanlar sobada talaş yani yonca yakardık. Boş zamanlarımızda amcaoğlu ile eve talaş taşır yığardık. Annemin demirden ütüsü vardı. Sobadan odun kömürü koyar ütü ısınırdı. Annemde elbiselerimizi öyle ütülerdi. Sabahları çokça hamsi haşlaması yerdik. Sobanın üzerinde tencerede yahut tavada suda haşla ye. Ama ne leziz olurdu. Tadına doyulmazdı
Necati Dili: Kitap Olacak Anılarımdan