Genel > Futbolda asıl mesele yalnızca tesis yapmak değildir.

Okan Bakırcı

 ·Bugün Rize’miz, Türkiye’de nüfusa oranla en fazla spor kulübüne sahip illerden biri olmanın gururunu yaşıyor. Yerel liglerimize katılan sporcu sayısı her yıl artıyor. Coğrafyamızın zorluğu ve arazi kısıtlılığı düşünüldüğünde ortaya çıkan tablo gerçekten takdire şayandır.

Ama bu noktaya kolay gelmedik.

Hatırlayın…

Tam 24 yıl boyunca Rize futbolunun yükünü sırtlayan emektar Ekrem Orhon Sahası 2014 yılında yıkıldığında, merkez takımlarımız antrenman yapabilmek için Salarha yollarına, Derepazarı sahalarına taşınmak zorunda kalmıştı. O yıllarda futbolcularımızın ve antrenörlerimizin büyük kısmı zamanını sahada değil, yollarda geçiriyordu.

2014–2020 yılları arasındaki o tesis kıtlığından bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda yaşanan değişim gerçekten bir devrimdir.

2020 yılı itibarıyla şehir merkezimizde yeniden hizmete giren iki futbol sahamızın ardından, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın vizyoner yaklaşımıyla 2026 Ocak ayında 99x64 ölçülerindeki Engindere Futbol Sahası da hizmete açıldı. Yakında inşasına başlanacak Salarha Futbol Sahası ile birlikte merkezdeki saha sayımız dört olacak.

Sadece merkezde değil, il genelinde de büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Rize Merkez dahil 12 ilçe ve 6 beldemizden bugün itibarıyla yalnızca Muradiye ve Tunca beldelerimizde futbol sahası bulunmuyor. Salarha ve Hemşin sahalarının tamamlanmasıyla birlikte Rize genelinde tam 18 futbol sahası amatör sporumuza hizmet veriyor olacak.

Çocukluğunda Ekrem Orhon Sahası'nın tozlu kum zemininde top koşturmaya başlamış biri olarak, bugün Şenol Birol ve Engindere Futbol Tesisleri Amiri ve Futbol İl Temsilciliği yöneticisi olarak bu tabloyu görmek benim için büyük bir gururdur.

Dağların arasında sıkışmış bu şehirde böylesine güçlü bir tesisleşme hamlesinin gerçekleşmesine katkı sağlayan başta Rizeli Cumhurbaşkanımıza, Rizeli Gençlik ve Spor Bakanımıza, Valimize, Rizeli İl Müdürümüze, siyasi büyüklerimize ve emeği geçen herkese teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Ancak şunu açıkça söylemek gerekir:

Futbolda asıl mesele yalnızca tesis yapmak değildir.

Asıl mesele o tesislerin içine modern futbol aklını yerleştirmektir.

Engindere sahamız doğal çim hissi veren ileri teknoloji sentetik yapısı ve darbe emici kauçuk dolgusuyla sporcu sağlığını merkeze alan, Türkiye’nin en modern zeminlerinden biridir.

Buna rağmen bazı takımlarımızdan sahanın alışılmıştan biraz daha kompakt (99x64) olduğuna dair eleştiriler duyuyorum.

Oysa futbol bilimi bize başka bir şey söylüyor:

Dar alan bir eksiklik değil, bir gelişim aracıdır.

IFAB ve FIFA kurallarına göre bu ölçüler uluslararası standartların içerisindedir. İngiltere’de Fulham’ın Craven Cottage stadı veya İspanya’da Rayo Vallecano’nun sahası benzer ölçülere sahiptir. Hatta Liverpool’un dünyaca ünlü Anfield stadı bile minimum ölçülere oldukça yakındır.

Bunun arkasında çok basit bir gerçek vardır.

Tam sahada oynayan bir çocuk 10 dakika içinde ortalama 4–5 kez topla buluşurken, alan küçüldüğünde bu sayı 25–30’a çıkar.

Yani oyun hızlanır.

Artık sadece en hızlı koşanlar değil, en hızlı düşünenler kazanır.

Oyuncu konfor alanında değil; alan daraldığında, zaman azaldığında ve baskı arttığında gelişir. Bu yüzden Engindere sahası bir eksiklik değil, çocuklarımızın karar verme becerilerini geliştiren gerçek bir futbol laboratuvarıdır.

Saha daraldığında oyun o kadar hızlanır ki kenardan sürekli komut vermeye zaman kalmaz.

Ve belki de Türk futbolunun en büyük sorunlarından biri burada başlar.

Kenardan sürekli bağırılan “joystick antrenörlük”.

Oysa futbol sahada oynanır, uzaktan kumandayla yönetilmez.

Rize’nin dar sokaklarından çıkıp “Hoca beni görsün” umuduyla top koşturan o pırıl pırıl çocuklara; düşünmeyi, çözüm üretmeyi ve doğru karar vermeyi öğreten bir futbol kültürü inşa etmek zorundayız.

Bugün aktif antrenörlük yapmasam da, o sahaların tesis amiri ve bir futbol adamı olarak hâlâ o idealist ruhu arıyorum.

Şampiyonlar Ligi’nden hazır taktikleri alıp çocuklara dayatmak yerine; eldeki imkânlarla kendi zihninde yeni çözümler üreten o yaratıcı futbol aklını…

Çünkü şunu asla unutmamalıyız:

Birinin vizyonu seninkini küçültüyorsa, o kişi stratejik bir risk faktörüdür.

“Saha küçük”, “imkân yok” diyerek sürekli negatif düşünceler üreten o konforlu eleştiri koltuklarından artık kalkma zamanı.

Tribünden kusur bulmak kolaydır.

Asıl zor olan sahaya inip o dar alanı avantaja çevirecek cesareti göstermektir.

Bugün tesislerimiz hazır.

Zeminimiz kusursuz.

Şimdi konforlu eleştiri fanusundan çıkıp hayal gücümüzü sahaya yansıtma vakti.

Çünkü gelecek;

Mazeret üretenlerin değil,

düşünenlerin, üretenlerin ve sahaya inenlerin olacak.

ADMİN: Necati DİLİ