Değerli milletvekilleri, özellikle son yıllarda küresel ölçekte artan terörizmin tehditleri devletlerin ekonomik ve güvenlik sistemlerini zayıflatmaya yönelik ciddi bir risk oluşturmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında Bolu Kartalkaya'daki otel yangınında vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum; milletimizin başı sağ olsun. Soruşturma sürecinde olay tüm boyutlarıyla araştırılacak, karanlık Değerli milletvekilleri, özellikle son yıllarda küresel ölçekte artan terörizmin tehditleri devletlerin ekonomik ve güvenlik sistemlerini zayıflatmaya yönelik ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bu çerçevedenoktalar aydınlatılacak, soru işaretleri giderilecektir; bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
https://www.youtube.com/watch?v=aUchHDRbhoI
Türkiye Cumhuriyeti olarak biz de bu tehditlere karşı kararlı adımlar atmaya devam ediyoruz. Bilindiği üzere demokrasinin teminatı olan yasaların doğru ve etkin bir şekilde uygulanması sadece hukuk devletinin güçlenmesine değil, aynı zamanda toplumsal barış ve huzurun tesisi için de hayati bir öneme sahiptir.
Değerli milletvekilleri, öncelikle vurgulamak gerekir ki TMSF kendi inisiyatifiyle herhangi bir şirkete kayyum olarak atanamaz, hatta kendi inisiyatifine kalsa böyle bir görevi istemez de. TMSF'ye bu görevi veren Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 130'uncu maddesi uyarınca Türk Ceza Kanunu'nun 282, 314 ve 315'inci maddeleri ile Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 4'üncü maddesiyle sınırlı olmak üzere mahkemelerdir. Yani süreç tamamen yargı organlarının denetiminde işlemekte, keyfiyete ya da sübjektif bir tercihe yer verilmemektedir. CMK 133, bir şirketinin suçla bağlantılı mal varlıklarına ilişkin kayyımlık tedbirinin uygulanması için kuvvetli suç şüphesine dayanan somut deliller aramaktadır. Mahkemeler bu tedbiri uygularken suçun ağırlığını, kamu yararını ve delillerin yeterliliğini dikkate alır. TMSF'nin kayyımlık görevi de bu kararın ardından başlar. TMSF'nin burada bir seçim yapma ya da keyfî hareket etme gibi bir durumu söz konusu olamaz. Hatta TMSF mevcut görev yükü ve sorumluluklarının yanı sıra kayyımlık görevini de kanundan doğan bir yükümlülük olarak üstlenmektedir.
Değerli milletvekilleri, muhalefet TMSF'nin kayyum olarak atanmasını, keyfiyet ya da denetimsizlik olarak göstermeye çalışsa da TMSF'nin neden tercih edildiğini ve bu görevi nasıl yerine getirdiğini anlamadan yapılan eleştiriler gerçeklerden uzak kalmaktadır. TMSF, kayyımlık görevini üstlendiğinde şirketlerin faaliyetlerini hukuk ve ekonomi kurallarına uygun bir şekilde sürdürmek, borçlarını yönetmek ve kamu zararını en aza indirmek için çalışır. Bu süreçte, TMSF'nin bir uzmanlık kurumu olarak sahip olduğu deneyim ve yetkinlik bu görevi layıkıyla yerine getirebilmesinin temel nedenidir. Peki, neden TMSF tercih ediliyor? Çünkü TMSF uzman kadroya sahiptir, şeffaf ve denetimli çalışılır, kamu yararını gözetir. Ayrıca, TMSF'nin hareket alanı kanunlarla sınırlandırılmıştır. TMSF şirketleri yönetirken ticari teamüllere uygun hareket etmek, basiretli bir tacir gibi davranmak, şirketlerin faaliyetlerini sürdürülebilir kılmak ve gerekirse borçlarını yapılandırarak şirketlerin satışını ya da tasfiyesini gerçekleştirmekle yükümlüdür. TMSF'nin bu görevleri yürütürken herhangi bir keyfî uygulama yapması mümkün değildir çünkü her işlem denetime tabidir ve bu süreçte kamu yararı her zaman öncelikli olarak gözetilir.
Değerli milletvekilleri, kayyum olarak atanan TMSF'nin elinde bulunduracağı şirket veya mal varlıkları yalnızca borçlarının ödenmesi için kullanılmaz. Aynı zamanda, elde edilen gelirlerin daha verimli kullanılması, ülke ekonomisinin zarar görmemesi ve halkın menfaatinin korunması amacıyla titizlikle yönetilir. Şirketlerin tasfiye edilmesi veya satışından elde edilen gelir borçların ödenmesinin ardından hazineye aktarılmakta ve böylece kamu kaynakları daha etkin kullanılmaktadır. Ayrıca, muhalefetin eleştirilerinde sıkça gündeme getirdiği hukuki koruma meselesine de değinmek gerekir. TMSF'ye ve kayyımlara sağlanan hukuki koruma kesinlikle bir hesap vermeme mekanizması değildir. Tam aksine, bu koruma, görevini yasalar çerçevesinde yerine getiren kayyımların baskılara maruz kalmamasını ve görevlerini bağımsız şekilde yerine getirebilmesini sağlamayı hedeflemektedir. Bu hukuki koruma sadece temel TMSF'ye özgü bir durum da değildir, kamu görevi yürüten pek çok kurum ve kişi için benzer düzenlemeler bulunmaktadır; hakimler ve savcılar, Merkez Bankası yöneticileri ve diğer kamu görevlileri de benzer korumalarla görevlerini icra etmektedirler. Bu koruma, sınırsız bir ayrıcalık değildir, hukuk kurallarıyla sınırlandırılmıştır. Eğer bir görevlinin kasıtlı bir hatası ya da ihmali varsa TMSF'nin rücu hakkı devreye girer ve ilgili kişi ya da kişilerden bu zarar tazmin edilir.
Değerli milletvekilleri, hukuk devleti ilkesine uygun şekilde işleyen bu mekanizmayı keyfî ya da denetimsiz gibi göstermek hem kamuoyunu hem de milletimizi yanlış bilgilendirmek anlamına gelir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Giriş: 17/06/2025
Giriş: 18/10/2024
Giriş: 13/04/2025
Giriş: 14/12/2025
Giriş: 06/11/2024
Giriş: 24/07/2025
Giriş: 10/03/2026
Giriş: 02/10/2025
Giriş: 19/06/2025
Giriş: 01/07/2025
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir