Yaklaşık üç yıldır Çaykur Rizespor üzerine düzenli, Trabzonspor üzerine ise zaman zaman köşe yazıları kaleme alıyorum. Ancak bu hafta yazdığım konu, yaşım ve geçmişim itibarıyla beni Trabzonspor sevdalısı yapan değerlere dokunduğu için ayrı bir yere sahip.
Bir Rizeli Gözüyle Trabzonspor’a Bakış
“Futbolun beşiğinde, yerli çocuk kalmamış…”
Yaklaşık üç yıldır Çaykur Rizespor üzerine düzenli, Trabzonspor üzerine ise zaman zaman köşe yazıları kaleme alıyorum. Ancak bu hafta yazdığım konu, yaşım ve geçmişim itibarıyla beni Trabzonspor sevdalısı yapan değerlere dokunduğu için ayrı bir yere sahip.
Özkan Sümer ve Ahmet Suat Özyazıcı yönetiminde; Şenol, Turgay, Necati, Kadir, Cemil, Mehmet Cemil, Ali Yavuz, Bekir, Hüseyin, Ali Kemal, Yaşar, Güngör, Galip ve Tuncay gibi isimlerle 70’li yıllarda İstanbul takımlarının hegemonyasını Doğu Karadeniz’e taşıyan Trabzonspor’un bugün geldiği nokta, ne yazık ki bir utanç tablosudur.
Kasımpaşa müsabakası öncesi seremonide, tek bir futbolcunun dahi İstiklal Marşı’na eşlik etmemesi; Türk futbolu ve Trabzonspor tarihi adına kara bir leke olup İnanın, bu maçı Trabzonspor’un kaybetmesini, bu görüntüyü yaşamaya tercih ederdim.
Bugün Türkiye’de ya da dünyada birine “Trabzon” deseniz, aklına iki kelime gelir: Fındık ve Futbol olurdu fakat gelinen noktada insan sormadan edemiyor: Bu mu Trabzon futbolu?
Bir Rizeli ve Trabzonspor taraftarı olarak üzülerek söylüyorum ki; sahaya çıkan ilk 11’de Trabzon’u temsil eden tek şey, yalnızca bordo-mavi formaydı. O formayı Barcelona da giyiyor; sonuçta o da bordo-mavi… Ama Trabzonspor, Trabzon’dur.
Bu takımla Trabzonspor şampiyon olsa bile, Trabzon şehri tam anlamıyla sevinemez. Çünkü tribündeki on binlerce taraftar, sahada ne bir komşusunu, ne bir akrabasını, ne bir yeğenini, ne bir Trabzonluyu, ne de bu toprakların çocuğunu görebiliyor.
Soruyorum yöneticilere: Bugün aktif olarak futbol oynayan Ahmetcan Kaplan, Abdulkadir Ömür, Samet Akaydın, Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Parmak, Zeki Yavru, Görkem Sağlam, Mehmet Türkmen ve adını anamadığım, sırtında 61 numarayla başka takımlarda mücadele eden Trabzonlu futbolcularla Trabzonspor daha değerli olmaz mıydı?
Burada altını özellikle çiziyorum: Bu yazım bir ırkçılık değildir. Mesele ten rengi değil, zihniyettir, Sanki bu topraklarda futbolcu yetişmezmiş gibi, isimleri “-kov, -viç, -lai, -dinho” ile bitmeyen oyuncular yokmuş gibi davranmak, Trabzonspor’un ruhuna ihanettir.
Eğer bu anlayışı Trabzonspor benimsiyorsa, diğer kulüplerin de aynısını yapması kaçınılmazdır. Ama bir takım sahaya çıkıp İstiklal Marşı’nı söyleyemiyorsa, bunu ben kabul edemediğim gibi Trabzon halkı ve Trabzonspor taraftarı da edemez, etmemelidir.
İşte gelinen son nokta budur…
Saygı ve sevgilerimle.
Şeref YEREBAKAN
Araştırmacı Yazar – Spor Adamı
Master Euro Lig Bölge Temsilcisi
Giriş: 28/07/2025
Giriş: 10/05/2025
Giriş: 17/04/2025
Giriş: 15/09/2024
Giriş: 09/04/2025
Giriş: 09/03/2026
Giriş: 27/04/2025
Giriş: 27/09/2025
Giriş: 13/09/2024
Giriş: 07/03/2026
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir